arşiv

‘Dini Bilgiler’ kategorisi için arşiv

Regaip Kandili Ve Bu Gecede Yapılması Gereken İbadetler

Perşembe, 16 May 2013 1 yorum

muhtasar ilmihal bilgileri

2013 Regaip kandili ne zaman? Regaip kandilinde yapılması gereken ibadetler neler? Receb-i şerifin ilk cuma gecesi yani bugün regaib gecesidir. Bu gece oruçlu olarak karşılanmalıdır. Regaib nedir, Regaip kandili neye denir? Bu geceye regaib gecesi denmesinin nedeni; meleklerin bu geceye çok rağbet etmesindendir. Regaib gecesinin anlam ve önemi. Regaib gecesinde yapılması gereken ibadetler neler?

Regaib gecesi Hz. Âmine’nin âlemlere Rahmet olan âhir zaman peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’e hâmile olduğunu anladığı gece olmakla şeref kazanmıştır. Çünkü kâinâtın varlık sebebinin cihâna teşrîfi yaklaşmıştı. Hz. Adem (a.s.)’dan îtibâren asırlar boyu intikâl eden nur-u Muhammedî, Hz. Abdullah’ın alnından Hz. Âmine’ye geçmişti. Kısa bir zaman sonra da asıl sâhibini bulacaktı.

Receb-i Şerîfin ilk cuma gecesi, yâni yarın akşam Regâib Gecesi’dir. Bu geceyi oruçlu olarak karşılamalıdır.

 Regâib gecesi, akşamla yatsı arasında 12 rek’at Hâcet namazı kılınır. İki rek’atte bir selâm verilerek kılınan bu namazda, Fâtiha’dan sonra her rek’atte 3 İnnâ enzelnâhü… ile 12 İhlâs-ı şerîf okunur.

Namazdan sonra, 7 Salât-ı Ümmiye okunup secdeye varılır. Salât-ı Ümmiye şudur:

“Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedini’n nebiyyi’l-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.”

Secdede 70 defa “Sübbûhun Kuddûsün Rabbünâ ve Rabbü’l-melâiketi ve’r-Rûh” okunur. Secdeden kalkıp bir defa “Rabbiğfir verham ve tecâvez ammâ ta’lem. İnneke ente’l-e’azzü’l-ekrem.” okunur. Tekrar secdeye varılıp yine 70 defa “Sübbûhun Kuddûsün Rabbünâ ve Rabbü’l-melâiketi ve’r-Rûh” okunur.

Secdeden sonra duâ edilir. Duâda Allâh’a şu şekilde ilticâ etmelidir: “Allâhümme bârik lenâ Recebe ve Şa’bâne ve belliğnâ Ramazân.”

Regâib Gecesi’nden sonraki gündüzde, yani cuma günü öğle ile ikindi arasında 2 rek’atte bir selâm verilerek 4 rek’at teşekkür namazı kılınır. Her rek’atte 1 Fâtiha, 7

Âyetü’l-Kürsî, 5 İhlâs-ı şerîf, 5 Kul eûzü birabbi’l-felak, 5 Kul eûzü birabbi’n-nâs sûreleri okunur.

Namazdan sonra 25 defa “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîmi’l-kebîri’l-müteâl”, 25 defa “Estağfirullâhe’l-azîm ve etûbü ileyk” diyerek istiğfâr ve sonra da duâ edilir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

regaip kandilinde yapılması gereken ibadetler

İsm-i Azam Duası Nedir İsmi Azam Duası Nasıl Yapılır?

Cuma, 26 Nis 2013 yorum yok
ism-i azam duası

ism-i azam duası

İsmi azam duasını gündemimize taşıyan olay Cübbeli Ahmet hocanın fenerbahçe’nin benfica karşısında gol atması için dua ettiğini açıklaması oldu. Bizde bloğumuzda ismi azam duasını merak edenler için küçük bir derleme yaptık. İsmi azam duasının ne olduğunu ve ismi azam duasının nasıl yapılacağı konusunda bilgi vermek istedik. İsm-i Azam, Allah’ın bütün esmâ-i hüsnasının mânâsını içinde toplayan ismi.  En büyük isim Âzam, “en büyük, en ulu, en azim” demektir.

Buna göre, ism-i âzam, “ilâhî isimler arasında bütün isimleri ihtiva eden en kapsamlı isim” demek olur.  İsm-i azam duası da diğer namazlardan sonra okunmak suretiyle, ilgili isimler şefaatçi yapılarak Hz. Peygamber(a.s.m)’e özel dua olan salavat getirilmekte ve o alemlere rahmet olan efendimiz de ilahî rahmete kavuşmak için bir vesile yapılmaktadır.

Hangi ismin ism-i âzam olduğu kesinlikle bilinmemektedir. Bu ismin gizli bırakılmasının hikmet, bütün isimlerin, ism-i âzam olabileceği ihtimaliyle zikredilmelerini teşviktir.

Ramazanda Kadir gecesinin, Cuma gününde duaların kabul saatinin… bu hikmet için gizli kaldığı gibi, İsm-i Azam da isimler içinde gizli kalmıştır.

Ayrıca her ismin de azamî bir mertebesi vardır ve evliyanın ism-i âzamı farklı görmeleri kendilerinin mazhar oldukları esmânın farklı oluşuyla izah edilir. Bu nedenle her ismin de âzamî bir mertebesi var ki, o mertebe ism-i âzam hükmüne geçiyor. Evliyaların ism-i âzamı ayrı ayrı bulması bu sırdandır. Bu açıdan İsm-i Âzam herkes için bir olmaz; belki ayrı ayrı oluyor. Meselâ, İmam-ı Ali (Radıyallahu Anh) hakkında Ferd, Hayy, Kayyûm, Hakem, Adl, Kuddûs, altı isimdir. Ve İmam-ı Âzamın İsm-i Âzamı; Hakem, Adl, iki isimdir. Ve Gavs-ı Âzamın İsm-i Âzamı; yâ Hayydır. Ve İmam-ı Rabbânînin İsm-i Âzamı; Kayyûm ve hâkezâ, pek çok zatlar daha başka isimleri İsm-i Âzam görmüşlerdir. (Nursi, Lemallar, 30. Lema)

Diğer taraftan, her ismin tecellî yönünden “azamî bir mertebesinin” bulunduğunu bildirir. Örneğin, bir zerrenin yaratılışındaki Hâlık isminin tecellîsi ile bütün âlemin yaratılışındaki Hâlık isminin tecellîsi arasındaki fark, işte bu mertebe farkıdır ki, bunlardan ikincisi azamî mertebede bir tecellîyi ifade etmektedir)

Hazret-i Ali’nin (r.a.) Ercûza namında bir kasidesi Mecmuatü’l-Ahzab’da vardır. İsm-i Âzamı altı isimde zikrediyor. İmam-ı Gazâlî onu Cünnetü’l-Esmâ namındaki risalesinde, Hazret-i Ali’nin zikrettiği ve İsm-i Âzamın muhîti olan o esmâ-i sitteyi şerh ve hassalarını beyan etmiştir. O altı isim de Ferd, Hayy, Kayyûm, Hakem, Adl, Kuddûs’tur.”

İsm-i Azam Duası Nasıl Yapılır?

Bismillâhirrahmânirrahiym.

Yâ Cemîlu Yâ Allâh
Yâ Karîbu Yâ Allâh
Yâ Mücîbu Yâ Allâh
Yâ Habîbu Yâ Allâh

Yâ Raûfu Yâ Allâh
Yâ Atûfu Yâ Allâh
Yâ Ma’rûfu Yâ Allâh
Yâ Latîfü Yâ Allâh

Yâ Azîmü Yâ Allâh
Yâ Hannânü Yâ Allâh
Yâ Mennânü Yâ Allâh
Yâ Deyyânü Yâ Allâh

Yâ Subhânü Yâ Allâh
Yâ Emânü Yâ Allâh
Yâ Bürhânü Yâ Allâh
Yâ Sultânü Yâ Allâh

Yâ Müste’ânü Yâ Allâh
Yâ Muhsinü Yâ Allâh
Yâ Mütealü Yâ Allâh
Yâ Rahmânü Yâ Allâh

Yâ Rahîmü Yâ Allâh
Yâ Kerîmü Yâ Allâh
Yâ Mecîdü Yâ Allâh
Yâ Ferdü Yâ Allâh

Yâ Vitru Yâ Allâh
Yâ Ehadü Yâ Allâh
Yâ Samedü Yâ Allâh
Yâ Mahmûdu Yâ Allâh

Yâ Sadıka’l-va’di Yâ Allâh
Yâ Aliyyü Yâ Allâh
Yâ Ganiyyü Yâ Allâh
Yâ Şâfî Yâ Allâh

Yâ Kâfî Yâ Allâh
Yâ Muâfî Yâ Allâh
Yâ Bâkî Yâ Allâh
Yâ Hâdî Yâ Allâh

Yâ Kâdiru Yâ Allâh
Yâ Sâtiru Yâ Allâh
Yâ Kahhâru Yâ Allâh
Yâ Cebbâru Yâ Allâh

Yâ Gaffâru Yâ Allâh
Yâ Fettâhu Yâ Allâh

(Eller açılır) Yâ rabbe’s-semâvâti ve’l-ard, yâ zelcelâli ve’l-ikrâm. Es’elüke bi hakkı hâzihi’l-esmâi küllihâ en tüsâlliye alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, verham Muhammeden kemâ salleyte ve sellemte ve bârekte ve râhimte ve terahhamte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhime fil alemin. Rabbenâ inneke hamîdun mecid. Birâhmetike yâ erhâme’r-râhimin. Velhamdü lillâhi rabbi’l-âlemin denir.

Tercüme-i İsm-i Âzam Duâsından bir bölümün anlamı:

Ey eşsiz ve sonsuz güzellik sahibi Allah! Ey her şeye her şeydan daha yakın olan Allah! Ey duâ ve ihtiyaçlara cevap veren Allah!

Ey kullarının gerçek sevgilisi olan Allah! Ey sonsuz şefkat sahibi olan Allah! Ey merhameti nihayetsiz olan Allah!

Ey kâinat çapında varlığı tanınmış olan Allah! Ey yarattıklarına karşı lütufları çok olan Allah! Ey sonsuz büyüklük sahibi olan Allah!

Ey kullarına karşı pek çok acıyan Allah! Ey bütün varlıklara iyilikte bulunan Allah! Ey amellerin karşılığını en güzel şekilde veren Allah!

Ey her türlü noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah! Ey kullarına güven veren Allah! Ey her yerde varlığının belgelerini gösteren Allah!

Ey Kâinatın hükümranlığını elinde tutan Allah! Ey bütün yardımların kaynağı olan Allah! Ey kullarına ihsan ve ikramda bulunan Allah!

Ey yüceler yücesi olan Allah! Ey rahmeti her şeyi kuşatan Allah! Ey âhirette dostlarını sonsuz rahmetiyle kucaklayan Allah!

Ey lütuf ve keremi bol olan Allah! Ey şânı yüce olan Allah! Ey dengi, ortağı olmayan Allah!

Ey eşi, benzeri olmayan Allah! Ey birliği ayrılmaz vasfı olan Allah! Ey bütün varlıkların sığınağı olan ve hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah!

Ey her türlü övgüye en lâyık olan Allah! Ey sözünde en doğru olan Allah! Ey her şeyden üstün ve yüce olan Allah!

Ey tükenmez hazineler sahibi olan Allah! Ey hastalıklara şifa veren Allah! Ey her şeye bedel kullarına yeten Allah!

Ey kullarını musibetlerden kurtarıp âfiyet ihsan eden Allah! Ey varlığı ebedî olan Allah! Ey dilediklerini hidayete erdiren Allah!

Ey her şeye kâdir olan Allah! Ey kullarının pek çok kusurların örten Allah! Ey her şeye karşı dâima üstün olan Allah!

Ey dilediğini yapabilen ve kırık gönülleri onaran Allah! Ey bağışlaması bol olan Allah! Ey dilediğine dilediği kapıları açan Allah!

Ey göklerin ve yerin Rabbi, ey celâl ve ikram sahibi! Bütün bu isimlerin hakkı için, senden İbrâhim’e ve İbrâhim’in âline salât, selâm, bereket, rahmet ve pek çok şefkat ihsan ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve Muhammed’in âline –âlemlerde- salât ve merhamet ihsan etmeni diliyorum. Rabbimiz! Şüphesiz sen övgüye en lâyık olan Hamîd ve şânı yüce olan Mecîd’sin. Bunu sonsuz rahmetinle yap, ey merhamet edenlerin en merhametlisi! Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.

2014′te Hac Kurası Neden Çekilmeyecek?

Perşembe, 28 Mar 2013 yorum yok
hac kura sonuçları

hac kura sonuçları 2013 2014

2014 de hacca gitme planı yapanlar kötü bir süprizle karşılaştı. 2014′te hac kurasının çekilmeyeceği bildirildi. Diyanet işleri başkanı Mehmet Görmez 2014 de yeni kayıt alınmayacağını ve 2014 yılı için hacca geçmiş son yedi yıl başvuran hacı adaylarının gönderileceği bildirildi. 2014  hac kuraları neden yapılmayacak? 2014 hacı adayları yıllardır kabeye gitmek için bekleyen hacı adayları arasından nasıl seçilecek?

Hacca gitmek için 7 yıldır bekleyenler gelecek yıl hacca kurasız gönderilecek, 2014′te yeni kura çekimi yapılmayacak.  Görmez, 2007′den bu yana üst üste müracaat edip başvuranların hacca gönderileceğini söyledi. Eğer rakam Türkiye’ye ayrılan kontenjanın üzerinde çıkarsa kalanlar bir sonraki yıl hacca gönderilecek.

2013 HAC KURA SONUÇLARI İÇİN TIKLAYIN   

2013 Hac Kura Sonuçları Listesi Tıkla Öğren

Cuma, 22 Mar 2013 yorum yok

2013 hac kura sonuçları

Hacı adaylarının merakla beklediği 2013  hac kura sonuçları açıklandı. 2013 hac kura sonuçları nasıl öğrenilir? Hac sonuçları ne zaman açıklanacak? Hac kura sonuçları hangi sitede açıklandı. Diyanetin sitesi olan diyanet.gov.tr‘e yoğunlukdan dolayı açılmıyor. Kutsal topraklara giderek hacı olmak isteyen adayların bu yıl çekilecek Hac Kura Sonuçlarına göre sadece 74 bini kutsal topraklara gitmeye hakk kazanacaktır. 2013  hacı olacakların listesine aşağıda verdiğimiz linkten hızlı bir şekilde öğrenebilirsiniz. 2013 hac kura sonuçlarını sorgulamak için…

2013 yılı hac kura sonuçları bugünden itibaren http://hac.diyanet.gov.tr adresinden sorgulanabilecektir.

Mevlid Kandilinde Yapılması Gereken İbadetler

Çarşamba, 23 Oca 2013 1 yorum

mevlid kandili

Mevlid Kandilinde Yapılması gereken İbadetler Neler? 2013 Mevlid Kandili ne zaman?

Mevlid kandilinde çekilecek tesbihler neler?

Muhammed aleyhisselâm Hicret’ten 53 sene evvel Rebîulevvel ayının on ikinci Pazartesi gecesi sabaha karşı Mekke’nin Haşimoğulları mahallesinde, Safâ Tepesi yakınında bir evde doğdu. Bu gün, Mîlâdî 571 yılına ve Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. O gün henüz güneş doğmadan âlem nûr ile doldu. Âdem aleyhisselâmdan beri babadan evlâda intikal edegelen nûr asıl sâhibine ulaştı.

Mevlid Kandili’nin manevî zenginliğinden istifâde etmek için bir tesbih namazı kılmalı, bir de Hatm-i Enbiyâ yapmalıdır.

Tesbih namazına niyet:

“Yâ Rabbî, niyet eyledim rızâ-i şerîfin için tesbih namazına. Yâ Rabbî, bu gece teşrifleriyle âlemleri nûra garkettiğin sevgili habîbin, başımızın tâcı Resûl-i Zîşân Efendimiz’in hürmetine ve bu geceki esrârın hürmetine ben âciz kulunu da afv-ı ilâhîne, feyz-i ilâhîne mazhar eyle. Allâhü Ekber”

Mevlid Kandilinde yapılması gerekenlerden bazıları şunlardır:
1. Kur’ânı Kerim okunmalı, okuyanlar dinlenmeli, uygun yerlerde Kur’ân ziyafetleri verilmeli, Peygamber Efendimize olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmelidir.

2. Peygamber Efendimize (s.a.s) salât-ü selâmlar getirilmeli, Onun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli.

3. Kaza, nafile namazlar kılınmalı; varsa o geceye ait nakledilen namazlar,111 onlar da ayrıca kılınabilir; kandil gecesi, özü itibariyle ibadet ve ibadette ihsan şuuruyla ihya edilmeli.

4. Tefekkürde bulunulmalı; Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, ALLAHın benden istekleri nelerdir gibi konular başta olmak üzere hayatî meselelerde derin düşüncelere girmeli.

5. Geçmişin muhasebe ve murakabesi yapılmalı; ve şimdinin ve geleceğin plân ve programı çizilmeli.

6. Günahlara samimi olarak tevbe ve istiğfar edilmeli; idrak edilen geceyi son fırsat bilerek nedamet ve inabede bulunulmalı.

7. Bol bol zikir, evrad ü ezkarda bulunulmalı.

8. Müminlerle helalleşilmeli; onlarla irtibatımız cihetinden rızaları alınmalı.

9. Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı; gönüller alınmalı; kederli yüzler güldürülmeli.

10. Kişi kendine ve diğer Mümin kardeşlerine hattâ isim zikrederek dualar etmeli.

11. Üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulmalı; vefa ve kadirşinaslık ahlâkı yerine getirilmeli.

12. Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilip, sevgi, şefkat, hürmet, hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli.

13. O gece ile ilgili âyetler, hadîsler ve bunların yorumları ilgili kitaplardan ferden veya cemaaten okunmalı.

14. Dini toplantılar, paneller ve sohbetler düzenlenmeli; vaz ü nasihat dinlenmeli; şiirler okunmalı; ilâhî ve ezgilerle gönüllerde ayrı bir dalgalanma oluşturmalı.

15. Kandil gecesinin akşam, yatsı ve sabah namazları cemaatle ve camilerde kılınmalı.

16. Sahabe, ulema ve evliya türbeleri ziyaret edilmeli; hoşnutlukları alınmalı; ve manevî iklimlerinde vesilelikleriyle Hakka niyazda bulunulmalı.

17. Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli; iman kardeşliğine ait sadakati yerine getirilmeli.

18. Hayattaki manevî büyüklerimizin, üstadlarımızın, anne ve babamızın, dostlarımızın ve diğer yakınlarımızın kandilleri bizzat giderek veya telefon, faks yahut email çekerek tebrik edilmeli; duaları istenmeli.

19. Bu kandil gecelerinin gündüzlerinde mümkün olduğunca oruç tutulmalı

Mevlid Kandilinde Çekilecek Tesbihler

Hatm-i Enbiyâ

Hatm-i Enbiyâ yapmak için, önce 1 Fâtiha-i şerîfe, 3 İhlâs-ı şerîf okunur

Sonra:

“Eûzu billâhis-semî’ıl-alîmi mineş-şeytânir-racîm

Rabbi eûzu bike min hemezâtiş-şeyâtıyn Ve eûzu bike rabbi en yahdurûn”

اَعُوذُ بِاللهِ السَّمِيعِ الْعَلِيمِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

رَبِّ اَعُوذُ بِكَ مِنْ الشَّيَاطِينِ وَاَعُوذُ بِكَ رَبِّ اَنْ يَحْضُرُون

Şu âyet-i celîle okunur ve buna göre hareket edilir:

Bismillâhir-rahmânir-rahîm

Yâ eyyühellezîne âmenusbirû ve sâbirû ve râbitû vettekullâhe lealleküm tüflihûn

Sadekallâhül-azıym

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

يَآ اَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اصْبِرُوا وَصَابِرُوا وَرَابِطُوا وَاتَّقُوا اللهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

صَدَقَ اللهُ الْعَظِيمُ

Bundan sonra şu sıraya göre hatme devam edilir:

100 defa: Salevât-ı şerîfe,
500 defa:

Bismillâhir-rahmânir-rahîm

İnnallâhe ve melâiketehû yüsallûne alen-nebiy Yâ eyyühellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ

Sadekallâhül-azıym

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

اِنَّ اللهَ وَمَلاَئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِىِّ يَآ اَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا صَدَقَ اللهُ الْعَظِيمُ

500 defa:

“Rabbenâ zalemnâ enfüsenâ ve in lem tağfir lena ve terhamnâ lenekûnenne minel-hasirîn”

رَبَّنَا ظَلَمْنَا اَنْفُسَنَا وَاِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ

100 defa: Salevât-ı şerîfe,

500 defa:

“Rabbi ennî messeniyed-durru ve ente erhamür-râhimîn”

رَبِّ اَنِّى مَسَّنِىَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ

100 defa: Salevât-ı şerîfe,

500 defa:

“Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minez-zâlimîn”

لاَ اِلهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَالِمِينَ

100 defa: Salevât-ı şerîfe,

500 defa:

“Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azıym”

لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِاللهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ

100 defa: Salevât-ı şerîfe,

okunur Sonra duâ yapılır

Görüldüğü gibi, Hatm-i Enbiyâ’da 500′er defa olmak üzere 4 duâ okunmaktadır Bu duâların birincisi Hz Âdem (as)’in, ikincisi Hz Eyyüb (as)’ün, üçüncüsü Hz Yunus (as)’un, dördüncüsü ise bizim peygamberimiz Hz Muhammed Mustafâ (sav)’nın duâsıdır

O’nun doğumunu annesi hazret-i Âmine şöyle anlatıyor:

“Doğum ânı geldiğinde heybetli bir ses işittim. Ürpermeye başladım. Sonra beyaz bir kuş gördüm, gelip kanadı ile beni sığadı. O andan sonra bendeki korku ve ürpertiden eser kalmadı. Yanımda süt gibi beyaz bir kâse şerbet gördüm. O şerbeti bana verdiler. O anda çok susamış idim. Verilen şerbeti içtim. Baldan tatlı ve soğuk idi. İçer içmez susuzluğum gitti. Sonra büyük bir nûr gördüm, Evim o kadar nûrlandı ki, o nûrdan başka bir şey görmüyordum.

O sırada çok hâtun gördüm. Boyları uzun, yüzleri güneş gibi parlıyordu. Etrafımı sarıp, bana hizmet eden bu hâtunlar, Abdü Menâf kabîlesinin kızlarına benzerlerdi. Yine o sırada beyaz, uzun ve gökten yere uzanmış ipek bir kumaş gördüm. Dediler ki: O’nu insanların gözünden örtün. O anda bir grup kuş peydâ oldu. Ağızları zümrütten, kanatları yâkuttandı. Gümüş ibrikler tutarak havada duruyorlardı. Bana korku gelip terlemiştim, ter damlalarından misk kokusu yayılıyordu. O halde iken gözümden perdeyi kaldırdılar. Doğudan batıya kadar bütün yeryüzünü gördüm. Üç alem (bayrak) dikildi. Onların biri meşrik (doğu), biri mağrip (batı) biri de Kâbe’nin üstünde idi. Etrafımda çok sayıda melekler toplandı. Muhammed doğar doğmaz, mübârek başını secdeye koydu ve şehâdet parmağını kaldırdı. O anda gökten bir parça beyaz bulut indi. O’nu kapladı. Bir ses işittim; “Onu mağripden meşrıka kadar her yerde gezdirin.

Tâ ki cümle âlem onu, ismiyle, cismiyle ve sıfatıyla görsünler.” diyordu. Sonra o bulut gözden kayboldu ve Muhammed’i bir beyaz yünlü kumaş içinde sarılı gördüm. Yine o sırada yüzleri güneş gibi parlayan üç kişi gördüm. Birinin elinde gümüşten bir ibrik, birinin elinde zümrütten bir leğen, birinin elinde de bir ipek vardı. İbrikten sanki misk damlıyordu. Muhammed’i o leğenin içine koydular. Mübarek başını ve ayağını yıkadılar ve ipeğe sardılar. Sonra mübârek başına güzel koku sürüp, mübârek gözlerine sürme çektiler ve gözden kayboldular.”

Muhammed aleyhisselâmın doğduğu sırada hazret-i Âmine’nin yanında Abdurrahman bin Avf’ın annesi Şifâ Hâtun, Osman bin Ebü’l-Âs’ın annesi Fâtımâ Hâtun ve Peygamberimizin halası Safiyye Hâtun vardı. Bunlar da gördükleri nûru ve diğer hâdiseleri haber verdiler. Şifâ Hâtun şöyle anlatıyor: “Ben, o gece Âmine’nin yanında idim. Muhammed aleyhisselâmın doğar doğmaz duâ ve niyâz ettiğini işittim. Gâibden; “Yerhamüke Rabbüke” diye söylendi. Sonra bir nûr çıkıp o kadar ışık verdi ki, doğudan batıya kadar her yer göründü…” Bundan başka birçok hâdiseye şâhit olan Şifâ Hâtun; “Ne zaman ki, O’na peygamberlik verildi; hiç tereddüt etmeden ilk îmân edenlerden biri de ben oldum.” dedi.

Safiyye Hâtun da şöyle anlatmıştır: “Muhammed aleyhisselâm doğduğu sırada her tarafı bir nûr kapladı. Doğar doğmaz secde etti, mübârek başını kaldırıp açık bir dille “Lâ ilâhe illallah, innî resûlullah” dedi. O’nu yıkamak istediğimde, biz O’nu yıkanmış olarak gönderdik.” denildi. O sünnet olmuş ve göbeği kesilmiş görüldü. O’nu kundağa sarmak istediğimde sırtında bir mühür gördüm, mühürün üzerinde (Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah) yazılı idi. Doğar doğmaz secde ettiği sırada hafif sesle bir şeyler söylüyordu, kulağımı mübârek ağzına yaklaştırdım; “Ümmetî, Ümmetî” (Ümmetim, ümmetim) diyordu…”

Resûl-i ekrem efendimizin doğduğunu dedesi Abdülmuttalib’e Kâbe’de Allah’a yalvarıp duâ etmekteyken müjdelediler. Abdülmuttalib bu müjdeyi alınca çok sevinip O’nu görmeye giti ve; “Bu oğlumun şânı, şerefi çok yüce olacaktır” dedi. Sonra da O’nun doğumunu kutlamak için doğumun yedinci gününde Mekke halkına üç gün ziyâfet verdi. Ayrıca şehrin her mahallesinde develer keserek insan ve hayvanların istifâde etmesi için bıraktı. Ziyâfet sırasında çocuğa hangi ismi koydun diyenlere Muhammed ismini verdim dedi. Neden atalarından birinin ismini vermedin diyenlere; “Allah’ın ve insanların O’nu medh etmelerini, övmelerini istediğim için.” cevabını verdi. Annesi de Ahmed ismini koydu.

Muhammed aleyhisselâm doğduğu sırada ve doğduktan sonra pekçok hâdise meydana geldi.

Muhammed aleyhisselâmın dünyâya geldiği gece bir yıldız doğdu. Bunu gören Yahûdî bilginleri Muhammed aleyhisselâmın doğduğunu anladılar. Eshâb-ı kirâmdan Hassân bin Sâbit anlatır: “Ben sekiz yaşında idim. Bir sabah vakti Yahûdînin biri, hey Yahûdîler! diye çığlık atarak koşuyordu. Yahûdîler ne var, ne yırtınıyorsun diyerek yanına toplanınca şöyle söyledi: “Haberiniz olsun Ahmed’in yıldızı bu gece doğdu! Ahmed bu gece dünyâya geldi…”

Bîr Yahudi İleri geleni Mekke’de Peygamberimizin doğduğu gece, içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda,
- “Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?” diye sordu.
- “Bilmiyoruz” diye cevap verdiler.
Yahudi, “Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!
“Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin’in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var” dedi.

Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. “Bu gece Abdülmuttalib’in oğlu Abdullah’ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular.” haberini aldılar.

Ertesi gün Yahudiye vardılar:
“Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?” dediler.
Yahudi “Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?” dedi.
Onlar, “Öncedir ve ismi Ahmed’dir” dediler. Yahudi, “Beni ona götürün” dedi.
Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine’nin evine gittiler, içeri girdiler.
Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığı sırada,

“Ne oldu sana, yazıklar olsun” dediler.

Yahudi, “Artık İsrailoğullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.

“Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir” dedi.

Muhammed aleyhisselâm doğduğu gece Kâbe’deki putlar yüz üstü yere yıkıldı. Urvetübni Zübeyr rivâyet eder: “Kureyşten bir cemaatin bir putu vardı. Yılda bir defâ onu tavâf ederler, develer kesip şarap içerlerdi. Yine öyle bir günde putun yanına vardıklarında onu yüzüstü yere yıkılmış buldular. Kaldırdılar, yine kapandı. Bu hal üç defâ tekrarlandı. Bunun üzerine etrâfına iyice destek verip diktikleri sırada şöyle bir ses işitildi: “Bir kimse doğdu yer yüzünde her yer harekete geldi. Ne kadar put varsa hepsi yıkıldı. Kralların korkudan kalbleri titredi.” Bu hâdise tam Muhammed aleyhisselâmın doğduğu geceye rastlıyordu.

Medâyin şehrindeki İran Kisrâsının sarayının on dört kulesi (burcu) yıkıldı. O gece gürültüyle ve dehşetle uyanan Kisrâ ve halkı yine kendilerinden bâzı ileri gelenlerin gördükleri korkunç rüyaları tâbir ettirdiklerinde bunun büyük bir şeye alâmet olduğunu anladılar.

Yine o gece Mecûsîlerin yâni ateşe tapanların bin yıldan beri yanmakta olan kocaman ateş yığınları âniden söndü. Ateşin söndüğü târihi not ettiler. Kisrânın sarayından burçların yıkıldığı geceye isâbet ediyordu.

O zaman insanların mukaddes saydıkları Sâve Gölü de yine o gece bir anda suyu çekilip, kuruyuverdi.

Şam tarafında bin yıldan beri suyu akmayan ve kurumuş olan Semave Nehrinin vâdisi de, o gece, su ile dolup taşarak akmaya başladı.

Muhammed aleyhisselâmın doğduğu geceden îtibâren şeytan artık Kureyş kâhinlerine vukû bulacak hâdiselerden haber veremez oldu. Kehânet sona erdi…

Muhammed aleyhisselâmın doğduğu gece ve daha sonra o zamâna kadar görülmemiş bu hâdiselerden başka pekçok hâdise vukû buldu, bunların hepsi son Peygamber Muhammed aleyhisselâmın dünyâyı teşrif ettiğine işâret olmuştur.

2013 Kurban Bayramı Ne Zaman?

Salı, 01 Oca 2013 yorum yok

2013 kurban bayramı ne zaman

2013 Kurban Bayramı Ne Zaman? Bayram ne zamandan ziyade tatil kaç gün demek daha isabetli olur. Yanılıyor muyum? Kurban bayramı ne zaman? 2013 Kurban bayramı tarihi ne zaman? kurban bayramı tatili kaç gün? kurban bayramı ne zaman başlıyor? şeklindeki sorularınıza yanıtlar bulabilirsiniz
İşte Kurban Bayramı ve Arefe Tarihleri:

2013 Kurban bayramı 15 Ekim 2013 Salı günü ile 18 Ekim Cuma günleri arasında olacaktır.

Kurban Bayramı (1. Gün): 15 Ekim 2013 Salı
Kurban Bayramı (2. Gün): 16 Ekim 2013 Çarşamba
Kurban Bayramı (3. Gün): 17 Ekim 2013 Perşembe
Kurban Bayramı (4. Gün): 18 Ekim 2013 Cuma

Cenabı Allah, kestiğiniz ve keseceğiniz kurbanlarınızı kabul etsin…

2013 2012 Yılbaşı Gecesi Kutlamak Günah mı?

Pazartesi, 31 Ara 2012 yorum yok
2013 2012 yılbaşı gecesi

2013 2012 yılbaşı gecesi

2012 yılbaşı gecesi yani 2013 yılına merhaba diyeceğimiz şu günlerde klasik diyanet sorusu yine gündemde. Bu soru nedir diyecek olursanız 2012 yılbaşı gecesi kutlamak caiz mi, günah mı değil mi gibi sorulardır. Diyanetin fetvasına gelmeden önce benim bildiği ”yılbaşı gecesi kutlamak” bizim kültürümüz de dinimiz de yeri olmayan bir kutlamadır. 2012 yılbaşı gecesi’nde hristiyanlar noeli kutlamak için hindi kesiyor bizim, bizim müslüman mehmet dayıda yılbaşı geldi diye hindi kesiyor. Bu hindi kesimine de hiç bir hayvan sever kurban bayramında kurbanlık kesimine gösterdikleri tepkiyi göstermiyorlar bu da onların davalarına bağlılığının ne kadar ucuz olduğunu göstermektedir. Arkadaş inek,koyun, keçi hayvan da canda hindi can değil mi soruyorum size böyle hayvan severlik olur mu?

Özetle ”Yılbaşı gecesi kutlaması”bizim dinimizde yeri yoktur. Bunuda nerden çıkartıyorsun diyecekseniz diyanet sen’in yaptığı açıklamayı haberime ekledim buyurun ordan okuyun.

Yılbaşı kutlamaları sadece eğlence, kumar ve alkol sektörünün yüzünü güldürmektedir. Bunların kurduğu tuzağa hiçbir Müslüman kardeşimiz düşmemelidir.

Dünya’nın birçok coğrafyasında Miladi yılın bitimi ve Noel kutlanmaktadır. Bu kutlamaların İslam dini ve Türk kültüründe yeri yoktur. Hz. İsa, her Müslüman’ın iman ettiği büyük bir peygamberdir. Böyle bir peygamberin doğum gününü dansözlerin raksı, alkol sınırlarını aşmış sarhoşların naraları, kesilen çam ağaçları ve rezalet sınırlarını aşmış manzaralarla kutlamamalıyız. ‘Hakkın gelip, batılın zail olduğu’ ayeti ile de ifade bulan ve Mekke’nin fethine rastlayan bu geceyi dinimize, inancımıza ve yaşam tarzımıza uygun kutlayalım. Yılın bitimini ömürden giden, kaybolan zaman sermayesi olarak görmeli ve muhasebesini yapmalıyız.

Aşure Günü Nedir Yapılacak İbadetler Nelerdir?

Çarşamba, 21 Kas 2012 yorum yok

aşure günü yapılacak ibadetler

Aşure günü nedir? Aşure günün önemli olmasının nedeni? Aşure gününde meydana gelen olayları kısaca açıkladıktan sonra konumuz da resimli olarak aşure çorbası nasıl yapılır, tarifini anlatacağız. Aşure günü’nü önemli kılan o günde meydana gelen olaylardır ve hadisi şeriflerdir. Aşure günün hangi günü oruçlu olmali? Muharrem ayının faziletleri neler? Aşure günün de yapılacak ibadetler nelerdir? Hemen konumuza geçelim. Muharrem ayı, Kur’an-ı kerimde, kıymet verilen dört aydan biridir. Aşure Günü Ne Zaman?

2012 Yılının Aşure Günü 24 Kasım 2012 Cumartesi Günü kutlanacak..

Muharremin birinci günü oruç tutmak, o senenin tamamını oruç tutmak gibi faziletlidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur.) [Müslim]
Bu ayın en kıymetli gecesi de Aşure gecesidir. Allahü teâlâ, birçok duaları Aşure günü kabul etmiştir.

Muharrem’in 10′uncu günü Aşûre günüdür.  Aşûre gününde çok büyük ve mühim hâdiseler meydana gelmiştir.
Fakîh Ebu’l-Leys Semerkandî Hazretleri’nin beyânına göre Aşûre günü meydana gelen hâdiselerden bazıları şunlardır:

Yerlerin ve göklerin yaratılması,
Hz. Âdem (a.s.)’in tevbesinin kabul edilmesi,
Hz. Musa (a.s.)’nın Firavn’ın şerrinden kurtulması ve Firavn’ın helak olması,
Hz. İbrahim (a.s.)’in dünyaya gelmesi ve ateşten kurtulması,
Hz. Eyyûb (a.s.)’un hastalıktan şifâ bulması,
Hz. Yûnus (a.s.)’un balığın karnından kurtulması,
Hz. Süleyman (a.s.)’a saltanat verilmesi,
Hz. Nuh (a.s.)’un gemisinin karaya oturması,
Hz. Hüseyin (r.a.)’in şehid edilmesi ve
Kıyâmetin kopması da Aşûre günü olacaktır.

Aşûre Günü Yapılması Gereken İbadetler Neler?

a – O gün, eve ufak-tefek erzak alınırsa, bir sene boyunca evde bereket olur.
b – En az 10 müslümana birer selâm veya bir müslümana 10 selâm verilir. Fakir-fukarâ sevindirilir.
c – O gün gusledenler, bir sene ufak-tefek hastalık görmezler.
d – 10 defa şu duâ okunur:

سُبْحَانَ اللهِ مِلاْءَ الْمِيزَانِ وَمُنْتَهَى الْعِلْمِ وَمَبْلَغَ الرِّضَى وَزِنَةَ الْعَرْشِ

“Sübhânallâhi mil’el mîzân. Ve müntehel-ılmi ve mebleğar-rızâ ve zinetel-arş”

e – Yine Aşûre gününe mahsus olmak üzere kuşluk vaktinde 2 rek’at namaz kılınır. Her rek’atte 1 Fâtiha-i şerîfe, 50 İhlâs-ı şerîf okunur.
Namazdan sonra 100 defa:

اللهِاَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَآدَمَ وَنُوحٍ وَاِبْرَاهِيمَ وَمُوسَى وَعِيسَى وَمَا بَيْنَهُمْ مِنَ النَّبِيِّينَ وَالْمُرْسَلِينَ صَلَوَاتُ وَسَلاَمُهُ عَلَيْهِمْ اَجْمَعِينَ

“Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin ve Âdeme ve Nûhın ve İbrâhîme ve Mûsâ ve Îsâ ve mâ beynehüm minen-nebiyyîne vel-mürselîn. Salevâtullâhi ve selâmühû aleyhim ecmaîn”

f – Öğle ile ikindi arasında 4 rek’at namaz kılınır. Beher rek’atte 1 Fâtiha-i şerîfe, 50 İhlâs-ı şerîf okunur.
Namazdan sonra:
70 İstiğfâr-ı şerîf,
70 Salevât-ı şerîfe,
70 defa:

لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِاللهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ

“Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azıym” okunur.
Ümmet-i Muhammed (s.a.v.)’in hidâyeti ve halâsı için duâ edilir.